AnasayfaEski ParşömenTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Valénte Iris d'Armaque

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Valénte Iris d'Armaque
Hayalet
Hayalet
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Galleon : 22
Kayıt tarihi : 02/05/09

Bilgiler
Ro Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Valénte Iris d'Armaque   C.tesi Mayıs 02, 2009 10:37 am

    Doğrular ve Yanlışlar




Susmak saklanmak için en kolay yoldur. Ceremonia’nın sessizliği içinin karamsarlığını yansıtmıyordu. Hayır, o sadece kendini böyle ifade edenlerdendi. Gecenin anlamsızlığını desteklercesine hıçkırırken peşini bırakmayan geçmişine lanet etti. Sonsuzluk… Bu kadar kolay olabiliyor muydu? Ürkütücü ve ulaşılmaz sonun arkasında sakladıkları hala kayıptı. Elinde tuttuğu defteri tekrar tekrar okurken ailesinin yaşamının neden daha normal olmadığını düşünüyordu. Belki Quintana soyunun da diğerlerinden bir farkı yok gibi görünüyordu ama derinlerine inildikçe gerçekler değişiyordu. Gözleri satırların üzerinde yavaşça gezinirken anı defterini fırlatıp atmak istiyordu aslında. Ellerinin titremesine aldırmayarak ağlamaya devam ederken güçlü karakterinin nasıl sarsıldığını bir kez daha görmüş oldu. Annesinin yalanları, babasının hataları ve büyükannesinin sözleri. Hiçbiri şuan önemli değildi onun için. Cevaplar gerçeklerin ardındaki sırların sorularıydı. Ceremonia ise tüm bu karışıklıktan uzaklaşarak kendi benliğinde kaybolmak istiyordu. Dünyadaki rolünü reddedebilirdi. Hiçlikte savrulurken canının daha fazla acıyamayacağını biliyordu. Yine de aklını saran tek bir düşünceye karşı koyamıyordu; savaşmak. Gözyaşları yakıcı bir pişmanlıkla narin yanaklarının üzerinden süzülmeye devam etti bir süre daha. Yıkılan ruhların mahrum olduğu bu duygu genç kadını esir almış gibiydi. Bedenini ayakta tutan içindeki tek canlı duyguydu.

Gözlerini kapatıp gecenin o tuhaf ezgisini dinlerken yatışmış sayılırdı. Odanın dağınıklığı, bir kenara gelişigüzel bırakılmış eşyalar, halının ortasında oturan Ceremonia ile birlikte bir tabloyu andırıyordu. Bu hikâyeyi resmeden ressam fırçasıyla harikalar yaratmıştı. Bir dram ne kadar iyi anlatılırsa anlatılsın görsellikten uzaktayken anlam taşımazdı. Bir parça umutsuzlukta eklenirse gerçekten dikkat çekici bir resim ortaya çıkabilirdi. Ancak yıllar sonra. Bütün düşünceleri kafasından uzaklaştırmış olan Ceremonia tablonun baş karakteri olduğunu biliyordu. Ağlamaktan kızarmış gözleriyle, bembeyaz tenine aykırı kan kırmızı renginde dudaklarıyla hiç şüphesiz yaratıcı bir ressamın çizimi gibiydi. Birkaç dakika sonra ayağa kalkan genç kadın tablolardaki hayali yaşamdan çok uzaktaydı. Hiç tereddüt etmeden eline aldığı defteri şömineye attı. Aradan geçen yıllar anılarını eskitemese de onları hatırlatan şeylerden uzakta kalmak en iyisiydi.

Opal taşından yapılmış kolyesini boynuna takarken ansızın yağmaya başlayan yağmuru özlemle seyretti. Kız kardeşiyle birlikte yaptığı yaramazlıklardan biri de yağmurda ıslanmaktı. Annesi iş yapmayı sevmeyen, bir bakıma bencil bir kadındı. Kızlarının kıyafetlerini ıslatmalarından da nefret ederdi. Hiçbir zaman kendini asil bir Fransız kızı gibi hissedemeyen kardeşler ise annelerinin sözlerini dinlemeden oyunlarına devam ederlerdi. Bu yüzden kaç kere hasta olmuştu Mysteria. Solgun ve dirençsiz bedeni yaramazlıklarının cezasını çekerdi her seferinde. Fakat hiçbir zaman yüzünden silinmeyen gülümsemesi öldüğü günde yüzünden silinmemişti. Hayatında değer verdiği tek kişiyi kaybederken kaderinin daha doğmadan önce çizildiğini biliyordu Ceremonia. Gömülen kardeşinin cenazesini sessizce izlemişti. Bütün acıyı içinde saklayan derin bir sessizlikle. Annesinin yapmacık zırıltısı eve döndüklerinde korkunç kahkahalara dönüşmüştü. En azından buruk bir gülümseme beklentisi umutlarıyla kaybolurken küçük ve zarif bedeni titremişti. O malikâneden çıkmak belki de genç kadını mutlu eden tek şeydi.

Yatağının üstüne yavaşça oturdu. Üvey annelerin çocuklarına nasıl davrandıklarını merak ediyordu. Kendi annesi böyleyken üvey annelerine isyan edenlere acıyordu. Başkalarının aynı şeyleri yaşamasından aldığı memnuniyet içindeki ikilemin önemsiz bir parçasıydı. Ailesini kendi seçmemişti. Gizemli bir kadın olan büyükannesi de Ceremonia’yı desteklemezdi. ‘Dum vivimus vivamus.’ Onun hayat felsefesi buydu işte, her zaman hayattayken yaşayalım derdi. Haklı olup olmadığını düşünmezdi Ceremonia. Fırsatı varken kurtarmamıştı kızları. Biri sonunda dayanamayıp yanlarından ayrılırken tek başına kalmıştı zaten. Özür dilemeyi bile küçük düşürücü bulan yaşlı kadın felsefesini sonuna dek savunmuştu. Öleceğini bile bile vurdumduymaz hareketleri annesinden farklı kılmamıştı büyükannesini.


    Birkaç Hatıra



‘Neden Mysteria, neden?! Evde kalmak onun sözünden dışarı çıkmamak demek bunu biliyorsun. Kuralları hep o koyuyor. Bıktım artık!’
İlk sitem edişi değildi. Son da olmayacaktı. Kız kardeşine bağırırken onun bir köşeye sinmiş olmasını umursamıyordu. Evden ayrılan Valdis Quintana birkaç saat yakınlarda olmayacaktı. Bunu fırsat bilen Ceremonia yan taraftaki malikâneye gitmek istiyordu. Yıllar önce terk edilmişti, macera yaşamak için daha uygun bir yer olamazdı herhalde. Olmaz dercesine başını sallayan Mysteria dersini aldığını düşünüyordu. Kesinlikle evde kalacak, anneleri gelene kadar da bir yere ayrılmayacaktı. Ancak inadı tutan Ceremonia kız kardeşini peşinden sürüklemekte kararlıydı. Birkaç dakika sonra malikânenin önüne gitmişlerdi bile. Kız kardeşini etkilemek için kapıyı itip içeri giren Ceremonia asasını kaldırıp fısıldamıştı. ‘Lumos.’ Kısa süreli bir ışık etrafı aydınlatırken korkudan kapıya yaslanmıştı kız kardeşi. Ceremonia ise hafifçe sırıttıktan sonra ilerlemeye başladı. Evin karanlık olmasını ve pis kokmasını umursamıyordu. Hatıra olarak bir şey alacaktı o kadar. İçten içe dolaşmaktan da ne zarar diye düşünürken kendi kendine kapanan kapının gıcırtısıyla sıçrayan Mysteria çığlık atmış, sonra hızla ablasını takip etmeye devam etmişti. Malikâne eski evlerde olduğu gibi örümcek ağlarıyla kaplanmıştı. Korku tünellerinden tek farkı içinde iskelet ve diğer yaratıklar olmamasıydı. Etrafı inceledikten sonra kendine güveni geri gelen Ceremonia kız kardeşini unutarak bodrum katına inen merdivenlere doğru ilerledi. Bodrum katındaki lambalardan birinin çalışıyor olması rahatlatıcıydı. Ceremonia her ne kadar sakin olsa da tedirginlik duygularının yönetimini kaybettiği zaman ortaya çıkıyordu. Üstüne bastığı bir şeyin ses çıkarmasıyla birlikte merakla eğilmişti. Yerdeki eski bir kolyeydi. Opal taşından yapılma bu kolye değerli ve antika gibi görünüyordu. Heyecanla kolyenin zincirini kavrayıp merdivenlere doğru koşan genç kız olacaklardan habersizdi. Çürümüş merdiven basamakları kırılırken bacağına saplanan kıymıklar ve bir tahta parçası kızın acıyla inlemesine yol açmıştı. Yanına koşan kız kardeşinin çabaları sonucunda onbeş dakika sonra merdivenden çıkabilmişti. Dizinin üst kısmından bileklerine doğru süzülen kan damlaları azımsanmayacak kadar büyüktü. Eve döndüklerinde annesinden azar işitmekten korkan Ceremonia ağlamaya başlamıştı. O akşam suçu üstlenen Mysteria’ya teşekkür borcu olduğunu bilse de hiçbir zaman teşekkür etme gereği duymamıştı. Kız kardeşini etkilemek isterken başının derde girmesini engelleyen yine Mysteria olmuştu.


    Sabahın İlk Işıkları



Gecenin kasvetinden daha az etkilendiğini düşünerek doğan güneşe baktı. Karanlığa alışan gözleri fazla şiddetli gelen ışıkla birlikte sulanmıştı. * Keşke her şey bu kadar kısa sürse.* Yeni bir günün verdiği umutla pencereden dışarı bakarken saatlerdir uyanık olduğunu düşündü. Biraz sonra geceye hazırlanan vampirler gibi gün ışığında uyuyacaktı. Yaktığı anı defterinden kopardığı bir parçaya göz gezdirdikten sonra hafifçe gülümsedi. Babası defterine doğruları geçirdiğini sanıyordu ama yanılıyordu. Ailesiyle ilgili sorunları bir kenara iten Ceremonia yatağına uzandı. Hayatta affetmeyeceği kişiler listesine babasının adını yazmak istemiyordu. En azından adamın hatalarından dönme fırsatı vardı. Aile fotoğraflarına son kez bakarken zihninde tekrarlanan sözcükleri fısıldadı. Aynı derece güçlü ve aynı derece acımasızdı kelimeler. ‘Keşke her şey bu kadar kısa sürse.'
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Claudia Wasseliné
Ravenclaw 5.Sınıf
Ravenclaw 5.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 30
Galleon : 41
Doğum tarihi : 26/11/94
Kayıt tarihi : 01/05/09
Yaş : 24

Bilgiler
Ro Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Valénte Iris d'Armaque   C.tesi Mayıs 02, 2009 10:45 am

Ro'yu üç kısıma ayırmışsın, pekala başlangıç ve hatıra kısmının ayrımı güzel olmuş fakat son kısmı başlık olmadan bağlayabilirdin. Duygu anlatımın harika ve betimlemeler çok güzel.
~ 98
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Valénte Iris d'Armaque
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: Büyü Dünyasına Duyurular :: Rol Oyunu :: Puanlama Merkezi-
Buraya geçin: