AnasayfaEski ParşömenTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Oscar Dominic Russell

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Oscar Dominic Schmitz
Baş Şifacı
Baş Şifacı
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Galleon : 21
Doğum tarihi : 12/10/72
Kayıt tarihi : 01/05/09
Yaş : 46
Taraf : Almanya
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
81/100  (81/100)

MesajKonu: Oscar Dominic Russell   Cuma Mayıs 01, 2009 8:37 pm

Valae gri ve geniş koridorlarda tek başına yürüyordu. Koridorun iki yanına asılmış meşalelerden yükselen titrek ışık gözlerine yansıdı. Koridorda yürüyen çok öğrenci yoktu. Bu koridor, diğerlerine nazaran daha boş ve refahtı. Bu kattaki dersliklere giren çok öğrenci yoktu zaten. Valae de sadece meraktan dolayı girmişti bu derse. Belki zamanla sevebilirdi, ama belli olmazdı elbette. Koridorun iki yanında uzanıp giden meşalelerin altındaki kapılardan bazen öğrenciler, bazen ise profesörler çıkıyordu. Valae omzunda asılı çantası, meraklı bakışları ve dağınık saçları ile yürürken yanından geçen öğrencilerin çoğu -genelde Slytherin olanlar- onu bakışlarıyla izliyordu bir süre. Bazılarının ağızlarından çıkan alaycı sözler Valae'yi hiç mi hiç etkilemiyordu. Başını önüne eğerek yürümeye devam etti. Dersliğe yaklaştığı her an merakı ve heyecanı artıyordu. Çantasının askısını omuzunda başka bir noktaya yerleştirdi ve ilerlemeye devam etti. Bir süre sonra koridorun iki yanında uzanan meşaleler sona ermişti ve büyük pencereler görünmeye başlamıştı. Pencerelerden giren ışık koridorları loşlaştırmıştı. Valae gözleriyle bu görüntüyü izlerken dersliğe yaklaştığını farketti.

Dersliğin kapısına elini uzatıp içeriye attığı ilk adımla beraber çok muhteşem bir ortamla karşılaşmıştı. Sevinçle zıplamamak için kendini zor tutuyordu.
Gülümsedi ve gülümsemesi tüm suratına yayıldı. Puf koltuklar çok çekici görünüyor, koltukların yanında duran balkabağı suyu ve kurabiyeler ise sabahtan beri bir sandviçle duran Valae'yi baştan çıkarıyordu. Kulaklarına ulaşan hızlı tempolu müzik odanın içindeki ortama hiç uymuyordu ama tüm pufların karşısına konulmuş büyük bir pufun üzerinde oturmuş profesörün öğrencilerin az da olsa canlı olmasını istediği belliydi. Valae derste uyumamak için zorlamalıydı kendini. İçini çekti ve ilk adımından sonra gelen adımlar giderek hızlandı. Valae kendine yumuşak bir puf seçti ve çantasını kenara bırakıp oturdu pufa. Balkabağı suyundan bir yudum aldı ve bir kurabiye alıp kemirmeye başladı. Yerken gülümsüyori gülümserken içiyordu. Derslerden en güzeli olduğunu düşünmeye başlamıştı bile. Profesörün tüm öğrencileri beklediği apaçık ortadaydı. Valae'nin işine geldi bu. Biraz keyif çatmak ve günün temposundan sıyrılmak için ne güzel bir dersti!

Valae Profesör Nymphetia'nın konuşmaya hazırlandığını farketti ve bitirdiği kurabiyeden dökülen kırıntıları silkeledi üzerinden. Dersliğe girdiğinden beri üzerine çöken nahoş duyguyu üzerinden atmayı başardı. Pencerelerden giren grimsi ışıklara nazaran renkli puflar ve halı ile süslenmiş derslik son derece rahattı, ki bu öğrencilerin çoğunun mayışmasına sebep oluyordu. Dikkatini toplamayı başarana kadar bir süre geçti. Parmaklarını çıtlattı ve gerindi. Her şey yolunda gibiydi. Asasının kucağında olduğundan emin olduktan sonra diğerlerini incelemeye başladı. Çoğu öğrencinin zar zor tanımlamayı başardığı o duygu kol geziyordu geniş dersliğin içinde. Gözlerini iki kere sıkı sıkı kapayıp açtı ve ardından profesöre döndü ve konuşmasını beklemeye başladı. Kısa bir süre sonra Valae'nin tahmin ettiği gibi profesör konuşmaya başlamıştı. Valae pür dikkat dinliyordu, kulak kesilmişti. Zaten dinlemeyenler hiçbir şey anlamıyorlardı, ya da konuşmanın ucunu kaçıranlar. Valae profesörün verdiği bilgiler karşısında bir an için şaşaladı ama zihnine gelen bilgilerin gözükmesine izin verdi.


'' Sofistler, yunancada sophistes'ten geliyor. Sofist kelimesinin anlamı ise; becerikli, zeki,bilge...Hatırladığım kadarıyla Sofistler göreceli ve kuşkucu düşüncenin köklerini atmışlar ve geliştirici olmuşlardır. Ah, küçük bir iki ayrıntı daha vardı sanırım. Sofistler felsefelerini para karşılığında öğretiyorlardı ve bu o zamanlarda genel halk tarafından yadırganmıştı. Öğrenmeyi ve öğretmeyi meslek edinmek onların gözünde pek hoş gözükmüyordu. ''

Valae gülümsedi. Çoğu ayrıntıyı hatırlamayı başarmıştı. Yazın okuduğu bir kitapta özetle bahsedilmişti bu Sofistler ve felsefeleri... Aklında kalan bilgileri değerlendirerek kendi kafasında Sofistler'e bir biçim verdi. Şimdi daha iyi anlıyordu profesörün ne demek istediğini. Bakışlarını tekrar profesöre yöneltirken diğerlerinin gözlerinde oluşan boş bakışlara ters düşen parlak bakışları vardı. Anlamanın verdiği haz, öğrenmenin verdiği tat çok hoşuna gidiyordu Valae'nin. Profesörün kısa süreli suskunluğundan yararlanarak hafifçe ağrıyan başını ovaladı. Hem bulunduğu ortamın, hem de profesörün sözlerinin bir tesiriydi bu. Saçlarının arasından elini geçirirken yanında beliren kağıt ve kalemi farketti. Kendi parşomenini kullanmasına gerek bile kalmamıştı. Gerçekten de çok hoşuna gitmişti bu. Profesör tatlı, zeki, işini iyi bilen ve sevimli biriydi. Eline kalemi alırken hissettiği heyecan arttı. Profesörün sözlerini dinlerken içine dolan sevinci bastırmaya çalıştı. Resim
konusunda oldukça yetenekliydi. Resim yapmayı çok seviyordu ve son zamanlarda hiç resim yapamamıştı. Şu anda bir şaheser ortaya çıkaramasa da hoş bir cismin üzerinde gölgelendirme çalışmaları bir hayli oyalayıp eğlendirecekti onu. Aklına gelen ilk şey bir güvercindi. Kanatlı bir hayvan çiziminde bildiği şeyleri düşündü. Kuşun kabataslak çizimini zihninde oluşturduktan sonra çizime başlamak için eğildi ve sehpayı iyice önüne çekip kalemini kağıda dokundurdu.

Anında otomatik olarak çizmeye başlamıştı eli. Ölçülendirme çizgilerini kağıda ekledi ve gülümsedi. Asıl eğlenceli olan yerleştirme kısmıydı. Çizgilere göre kuşun kanadını ve diğer bütün şeylerini ekledi kağıda. O sırada kağıdın üzerinde kayan kalemin cızırtısı tüm dersliğe yayılmıştı. Kalemini oynatmayı bir an için bıraktı ve kalemin arkasını dişleyerek dersliğe göz gezdirdi. Bazıları hâlâ düşünüyor, bazıları ise bitiriyordu neredeyse. Valae son kalan kanatlarındaki tüyleri de eklemek için eğildi ama bir kızın sorusu dikkatini dağıttı. Kafasında oluşan resmin dağıldığını hissetti. Küfretmek istedi içten içe ama bu isteğini zorla da olsa bastırmayı başardı. Aklına güzel düşünceler getirmeye çalıştı. Ardından resmini tekrar kafasında canlandırdı. Çok zor olmadı ama zamanını almıştıç Gölgelendirmeye geçmeyi planlıyordu son iki dakika içersinde. Profesörün yanıtını dinlemedi bile. Gölgelendirmeyi bitirmeye odakladı kendini. Diğer öğrencilerin boş bakışları altında konuşan profesör eğleniyormuş gibiydi. Valae profesörün sadece son sözlerini yakalayabildi ama profesörün onlardan ne beklediği açıktı. Gülümsedi ve çalışmasında kalan son eksiklikleri tamamladı hızlıca. Zilin çalmak üzere olması sebebiyle toparlanmaya başladı ve resimlerinin kendilerinde kalmasına sevindi. Kalemini de çantaya attı. Resmin üzerine daha eklemeler yapacaktı elbette akşamüzeri...

Profesör öğrencilerin çıkma zamanının geldiğini belirtti. Valae çantasını sırtına astı ve akşam resmi üzerinde düşünmesi gerektiğini kendine hatırlattı. Soyut Bilimler dersini çok sevmiş ve rahatlamış olarak derslikten çıkmak için kapıya yöneldi. Kapıdan çıkarken son kez dönüp profesöre baktı ve şöyle dedi:

'' Görüşmek üzere Profesör Adair, kendinize iyi bakın.''

Profesörün iç ısıtıcı gülümsemesine karşılık olarak o da gülümsedi ve çantasının sırtındaki yerini ve asasını kontrol ettikten sonra yolu kapatmamak için koridorlardan bir sonraki dersine doğru ilerlemeye başladı. Bir yandan profesörün dediklerini düşünüyor, diğer yandan da dersleri düşünüyordu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

[size=10] Michelle güzel havanın kokusunu, temiz havayı burnundan ciğerlerine çekti. Güzel bir gündü. Sokak aşağı yürüyordu. Paltosu üzerindeydi çünkü hava azıcık da olsa serindi. Michelle hastalıktan hiç mi hiç hoşlanmazdı. Bir adımının önüne diğer adımını atarak Gwenjei Kulesi'ne, Buluşma Günü'ne doğru ilerledi. Evet, bugün Buluşma Günü'ydü. Gwenjei Kulesi'nde küçük çaplı bir parti olacaktı. Heyecanlı bir gece olacağa benziyordu. Hatta Michelle bir sevgili bile bulabileceğini düşünüyordu kendisine. Ama en önemlisi Yoldaşlık Üyeleri arasındaki birlik ve beraberliğin sağlanmasıydı. Bu birlik ve beraberlik böyle küçük çaplı işlerle güçlendirilebiliyordu. Yoldaşlık Üyeleri arasındaki ilişkinin güçlenmesi özellikle bu zamanda çok önemliydi. Üyelerin birbirine destek olması saldırı olasılığını büyük ölçüde düşürürdü. Ve işte Michelle buna benzer bir çok düşünceyle organize etmişti bu günü. Onun için önemli ve dikkat edilmesi gereken bir olaydı. Michelle bunu ''parti'' olarak değerlendirmekten hoşlanıyordu.

Sokağın dönemecine gelince durdu ve iki tarafına bakındı. Gwenjei Kulesi görünmüştü. Michelle heyecanla soluğunu tuttu ve sağa, Gwenjei Kulesi'ne doğru dönerek ilerlemeye devam etti. Kuleye yakınlaştıkça heyecanı artıyor, akşam gelecek misafirleri düşünmeden edemiyordu. İstemsizce gülümsedi. Gerçekten de muhteşem bir görüntüye sahipti Gwenjei Kulesi. Gerçek bir tarihi eser olmakla beraber yepyeni bir yapıydı sanki. Kulenin yükselen duvarlarının üzerine yerleştirilmiş pencerelerde kuşlar vardı. Büyük ve ağır kapı davetkâr bir şekilde yarım açıktı. Kule son derece güvenliydi elbette. Yoldaşlık üyeleri'nden başka hiç kimse göremiyordu kuleyi. Michelle etrafına bakındı temkinlice. Kimsenin orada bir kule ya da bir yapı olduğunu anlamasını istemezdi. Sokak, semt hatta mahalle bomboş görünüyordu. Rahatça soluğunu verdi ve kapıdan içeri girmek için daha hızlı hareket etmeye başladı. Yürürken bir yandan da neler yapılacağını hesaplıyordu. Kapının önüne varmıştı. Aralıktan içeri girdi sessizce ve paltosunu çıkarıp kapının yanında duran askılığa astı. Rahat bir nefes aldıktan sonra içeride kimsenin olup olmadığını anlamak için ilerledi. Bir holün içinden geçerek küçük
bir oturma odasına vardı. Odanın etrafına kırmızı koltuklar ve kanepeler dağıtılmıştı. Bir şöminede ateş harıldıyor, odayı ısıtıyordu. Michelle gülümsedi. Oradan çıkıp holden mutfağa bağlanan kapıya ilerledi ve kapıyı itip açtı. Mutfak tertemizdi ve burada da bir şömine ateşi yakılmıştı. Michelle tatminkâr bir biçimde gülümsedi ve başını salladı. Ardından kapının önüne gitti tekrar. Seslendi:

'' Pandr, Bysal, Ond... Buraya gelin. ''

Üç şaklama sesinin ardından 3 evcini belirmişti karşısında Michelle'nin. Michelle tekrar yüzüne o tatminkâr gülümsemesini yerleştirdi. Onaylar biçimde baktı evcinlerine. Evcinleri saygınlıkla bakıyorlardı kadına. Michelle konuşmaya başladı:

'' Merhaba. Bugün büyük gün biliyorsunuz.''
Evcinleri onaylar biçimde başlarını salladılar.
'' Yani çok işimiz var. Ond ve Bys, siz ikiniz içkilerden ve çerezlerden sorumlusunuz. Ama bu konuklar geldiğinde geçerli olacak. Şimdi akşam için yemek hazırlamaya başlayın. Çok fazla zamanımız yok. Hadi sallanmayın! ''
Ond ve Bysal anında ''şaklayarak'' ortadan kayboldular. Bir süre sonra mutfaktan takırtı ve çıkırtı sesleri yükselmeye başlamıştı. Michelle tekrar gülümsedi. Şimdi sıra Pan'ın görevine gelmişti.
Pan, sen erkenden gelecek konuklar için beş tane çerez tabağı hazırla. Ama ondan önce bana buzlu bir viski bardağı hazırla. İşlerini bitirince yanıma gel ve benden sonraki talimatlarını al. Haydi, ben yukarda olacağım. ''

Anladığını belirten bir kafa sallayışından sonra Pandr ortadan kayboldu. Michelle'nin suratı yine o eski sert haline dönmüştü. Hoşlandığı nadir şeylerden olan ''her şeyin yolunda gitmesi'' keyfini yerine getirmişti yine de. Michelle üst kata çıkan merdivenlerden çıktı. Her basamaktan hafif bir gıcırtı yükseliyordu. Bir süre sonra üst kattaki büyük salona varmıştı. Etrafını incelemeye başladı. Kırmızı koltuklar tertemizdi. Duvara yanlamasına yaslanmış olan yemek masası sanki parlıyordu. Tahta döşeme böceklerden ve tozlardan arındırılmış, tertemiz olmuştu odanın geri kalanı gibi. Evcinleri iyi hazırlık yapmışlardı anlaşılan. Michelle koltuklardan birine oturdu ve bacak bacak üstüne atıp yapılacakları bir liste hâline getirmeye başladı kafasında. Aradan kısa bir süre geçmiştiki bir şaklama sesi Pan'ın geldiğine işaret edercesine yükseldi. Elinde bir bardak buzlu viski vardağı vardı. Diğer elinde ise bir viski şişesi. Michelle'e doğru geldi ve şişeyle buzlu bardağı koltuğun yanındaki bir sehpaya bıraktı. İtaatkârca eğildi.

'' Şimdi dediğim gibi, beş adet çerez tabağı hazırlasan iyi olur. Erken gelen konuklara ikram edilmek üzere. İşini bitirince yanıma gel.''

Evcini şaklayarak kaybolurken Michelle derin bir nefes aldı ve viski şişesinin kapağını açarak bardağa doldurdu. Rahatça arkasına yaslandı ve gölerini kapayıp viskiyi yudumladı. Konuklar teker teker gelmeye başlayacaktı yakında. Koltukta gecenin hayalini kurarak oturup viskisini içiyordu. Gülümsedi keyifle. Gerçekten güzl bir gün ve gece olacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bãsilius Lérs
Baş Seherbaz - Yönetici
Baş Seherbaz - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 33
Galleon : 54
Doğum tarihi : 25/01/93
Kayıt tarihi : 30/04/09
Yaş : 25

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Oscar Dominic Russell   Cuma Mayıs 01, 2009 9:11 pm

~ Değerlendirme : Açıkçası okurken biraz sıkıldım.Yazı boyutlarının bir küçülüp büyümesi zaten bunun temel sebebi.Devrik cümleler çok yğun.Ve şunu demeliyim ki, herhangi bir şeyi sürekli betimlemeniz rol oyununun akışını bozar.Buna örrnek vermek gerekirse;

* Kulaklarına ulaşan hızlı
tempolu müzik odanın içindeki ortama hiç uymuyordu ama tüm pufların
karşısına konulmuş büyük bir pufun üzerinde oturmuş profesörün
öğrencilerin az da olsa canlı olmasını istediği belliydi. Valae derste
uyumamak için zorlamalıydı kendini. İçini çekti ve ilk adımından sonra
gelen adımlar giderek hızlandı. Valae kendine yumuşak bir puf seçti ve
çantasını kenara bırakıp oturdu pufa.


Puf,Puf,Puf. Gerçekten Puff !
Smile Buna rağmen sıklıkla rastlamadığım imla hataları hoşuma gitti.

Rol Puanınız: 81
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Oscar Dominic Russell
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: Büyü Dünyasına Duyurular :: Rol Oyunu :: Puanlama Merkezi-
Buraya geçin: