AnasayfaEski ParşömenTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Nixié Isolde Syélies

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nixié Isolde Syeliés
Slytherin 4.Sınıf
 Slytherin 4.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 12
Galleon : 28
Kayıt tarihi : 02/05/09
Taraf : Ölüm Yiyen
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
81/100  (81/100)

MesajKonu: Nixié Isolde Syélies   Paz Mayıs 03, 2009 11:54 am

Genç kızın odasının altındaki mutfaktan sesler geliyordu.Annesi gecenin bu saatinde bulaşık yıkıyor olamazdı.Yattığı yerden saate baktı.Saat sabahın dördüydü.Bu saatte yataklarında derin uykuda olmalıydılar.Başka bir gürültüyle tekrar irkildi.Gece yarısı çıkan bu gıcırtılar ve sesler hiç de olağan değildi.Güm diye bir ses.Bir ses daha.Yatağında doğruldu.Biri merdivenlerden yukarıya çıkıyordu.Sabahlığını giydi,kapıya yöneldi ve koridoru gözetledi.Kalbi neredeyse duracaktı.İki kişinin gölgesi duvara yansıyordu.Annesine seslenmek istedi ama içinden bir ses ona sus dedi.Bağırmak yerine odasına geri döndü ve ardına kadar açık olan pencereye doğru gitti.Camın önüne doğru uzanan ağacın dalına çıktı.Bunu çok sık yapardı.Burada oturup düşünmeyi ve günlüğünü yazmayı seviyordu.Bugüne kadar anne babasının odasına kadar uzanan dala hiç tırmanmamıştı.İmkansız gibi görünmüyordu.Geceliğini toparladı ve odanın penceresine doğru süründü.Sonra kollarıyla cama abanarak içeriye doğru baktı ve birden donup kaldı.Sokak lambasından yansıyan ışık halıyı aydınlatıyordu.Annesiyle babası niçin yerde yatıyordu ki?Çığlık atmamak için dudaklarını ısırdı,gözyaşları içine akıyordu.Bir an önce kız kardeşi Jamie’ye ulaşmalıydı.Pencerenin eşiğine tırmanarak kendini yavaşça içeriye doğru attı.Ayaklarının altındaki halının neden sıcak ve ıslak olduğunu düşünmemeye çalışıyordu.Kapının arkasına çömeldi ve koridora baktı.İki adam onun odasına giriyordu.Onlar girer girmez,parmaklarının ucuna basarak koridordan geçti ve kız kardeşinin yattığı odaya doğru yürüdü.Fakat fazla ilerleyemeden onun da yerde yatan cansız bedenine takıldı.Ailesinin tüm fertleri ölmüştü.Dizleri artık kendisini taşımıyordu.Sürünerek yürüyordu.Adamların onu aradığını biliyordu.Korkudan bembeyaz olmuştu,gömme dolaba saklanmaya karar verdi.Ama içinden gelen ses oraya saklanmamasını,adamların orada onu rahatlıkla bulabileceğini söylüyordu.Sessizce koridoru geçti ve merdivenlerdeki tırabzanlara doğru çömelerek aşağıya indi.Tam aşağıya inmişti ki adamların arkasından geldiğini duydu.Tianna yatağına gömüldü.Saklanmaya çalışıyordu.Bir yandan ise kalbi küt küt atıyordu.Bunun bir kabus olduğunu düşündü.Şuana kadar hiç böyle bir şey yaşamamıştı.Ailesinin tüm bireyleri ölmüştü…Daracık yatak havasız ve boğucuydu.Onda daha çok sıkışıp kalma korkusu yaratıyordu.Çok geç olmadan burayı terk etmeliydi.Bu tuhaf dürtünün neden kaynaklığı konusunda hiçbir fikri yoku.İçine düştüğü bu tuhaf durum giderek güçleniyor ve büyüyordu.İçeri pencereden ışık süzülüyordu.Gündüz olduğu kesindi.Odanın içinden birinin kapıyı hızla çarpmasıyla irkildi.O an ne kadar korku dolu bir durumun içinde olduğunun farkına varmıştı.Henüz nedenini anlayabilmiş değildi.Yalnızdı.Oda güvenli görünmesine rağmen onu daha önceden etkileyen biri ya da bir şeyler yüzünden tuhaf bir gerilimin içindeydi.Gözlerini kapatarak geçmişiyle ilgili bir şeyler hatırlamaya çalıştı.Yeniden ürkmeye başlamıştı.Kim olduğunu bilmiyordu.Adını,doğum tarihini,nerede yaşadığını ya da ailesinin kim olduğunu…Kendisini ne kadar zorlasa da hayatıyla ilgili hiçbir detaya ulaşamadı. İçgüdülerini harekete geçirmeye karar verdi.Yaşadıklarını hatırlamak zorundaydı.Onu korkutan şeyle göz göze gelmeyi bekliyormuş gibi pencereye bakındı.’’Her zaman iç güdülerine inan,’’ dedi kendi kendine kısık bir sesle.Birden duraksadı.Sesinin tonu onu ürkütmüştü.Sanki içinde bir yabancı konuşuyordu.Kapı tekrar kapandı.Yorganın altından yavaşça baktı genç kız.Kimseler yoktu odada.Doğruldu.Yatağının kenarında duran çizmeleri kaparak ayağına geçirdi.Kapıya doğru yürürken ayak parmağının altında çakıl taşına benzer bir şey hissetti.Kendini tahta sandalyelerden birine atarak çizmelerini hızla çıkarıp,silkeledi.İçinden biraz toprakla, buruşuk bir kağıt parçası çıktı.Düzeltti ve okudu:

Sayın Los Angeles Polis Teşkilatı,

Bu hayal falan değil.İki adam beni öldürmeye çalıştı.Bunu okuduğunuzda belki de öldürmüş olacaklar.Onları durdurur musunuz?

Tianna Moore

Soğuk terler döktü ve vücudu zangır zangır titremeye başladı.O Tianna Moore’muydu?Nasıl olabilirdi?Tıpkı gazetede yayınlanan bir ismi okumak gibiydi.Hiç ona ait gibi gelmiyordu.Kapıya dayanmış olan sırt çantasının fermuarını açtı.Bir not kağıdı ve kalem çıkardı.Tekrar masaya oturdu ve Tianna Moore yazdı.El yazısı kağıt parçasındakiyle aynıydı.Biri niçin onun ölmesini istiyor olabilirdi ki?Çizmesinin içine çok yakın bir zamanda girmiş olamazdı.Kağıt eski ve boyanmış görünüyordu.Ne kadar zamandan beri bunun içindeydi?Bir hafta?Yoksa iki hafta mı?Kimden kaçıyordu?Ve eğer birileri onu öldürmeye çalışıyorsa neden polis ona yardım etmemişti?Bunun gibi önemli detayları hatırlamak zorundaydı.Notu tekrar okudu,çizmeleri giyip ayağı kalktı.Tam kalkarken tekrar bir ses duydu.Az önceki hissettiği duyguları yine hissediyordu.Ne yapacağını bilemez haldeydi.Derin bir nefes aldı. tekrar bir ses duydu.Birilerinin geldiğini hissediyordu.Donup kalmıştı.’’Her zaman içgüdülerine güven!’’ sözü aklına geldi.Bunu ona kim söylemişti?Önemi yoktu.Ayakkabılarının seslerini duyabiliyordu.Tianna yatağa tekrar gömüldü. Ve yorganın altından gizlice onları izlemeye başladı.İlk çocuk uzun ve zayıftı.Kemikli yüzlerinde derin yara izleri göze çarpıyordu.Siyah çerçeveli gözlükleri vardı.Ama gözlükler korkunç görünen gözlerini saklayamıyordu ve yüzünde çok sayıda hızma bulunuyordu.Sol kulağında üç gümüş küpe sallanıyordu ve yüzü tıpkı iğne yastığına dönmüştü.Burnunda üç,dudaklarında iki ve kaşlarında da birer tane halka küpe vardı.İkinci çocuğun ise ondan bir farkı yoktu.İskelet kılığına bürünmüştü.Geniş boynunda yeşil bir yılan dövmesi bulunuyordu.Koyu renk saçları turuncu ve sarı renklerle gölgelenmişti.Diğer kemik surat önde dururken,diğeri dış kapıda bekliyordu.Bunlar insan dışı varlıklara benziyorlardı.Çok gariptiler.Tianna gözlerindeki kötülüğü anlamıştı ve oldukça rahatsız olmuştu.Bunların bir şey aradıkları kesindi.Kemik surat yatağın önünde durdu.Kalbi duracaktı.Orada olduğunu hissetmiş miydi acaba? Tianna gözlerini halıya dikti. Kemik yüz yavaşça yatağın önüne eğilip baktı ve birden göz göze geldiler.Kemikli yüz ona öldürecekmiş gibi bakıyordu.Tianna hala bunun nedenini bilmiyordu.Kalbi küt küt atmaya başladı.Çok tatlı ve yumuşak bir ses tonuyla ‘’Merhaba Tianna!’’ dedi.İsmini nerden biliyordu?Tianna bu yüzü hiç görmemişti.Birden ürktü.Sanki onu çok uzun zamandan beri tanıyor gibiydi.Mavi gözleri sarı ışıklarla parlıyor ve sanki onun beyninde bir delik açıyordu.Dudaklarını büktü ama gülmek için değil-onlarda daha çok nefret ve küçümseme vardı.’’Seni bir gün yakalayacağımızı biliyordum Tianna.Ama hiçbir zaman bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim.Uzun süre bizi peşinden koşturdun.’’ Hayal kırıklığına uğramışa benziyordu.İçgüdüsü ona gözlerinin içine bakmamasını söylüyordu ama gözlerini ondan kaçırması çok zordu.Tianna bunları hiç görmemişti.Nasıl peşinde koşturmuş olabilirdi?Ama sonra onun çok büyük bir hata yaptığını fark etti.Aniden aklına gelen fikrin karşısında gülümsedi.Yüzü onun çizmesinin parmak uçlarına çok yakındaydı.Tianna ayaklarını içeri doğru almak istedi ama bir şey onu etkiledi.Yoksa kemik surat onu gizli bir şekilde yönetiyor muydu?Hiç sanmıyordu.Saldıramayıp,sadece kedisini müdafaa edebileceği hissine kapılmıştı.Bu his ona nasıl gelmişti.İçindeli gizli bir güç kontrolü ele geçirmiş gibiydi.’’Şimdi dışarı çık!’’ Kemik surat bağırmıştı.Aynı anda Tianna’da yıldırım hızıyla ayaklarındaki çizmeyle gözlüklerine tekme attı,ardından bir tane daha ve onları odadan fırlatmayı başardı.Çocuk odada sendeleyerek gözlüklerini ararken,o da çabucak yatağın diğer tarafından çıktı.Sırt çantasını kaparak diğer kapıya doğru koştu.Yılan dövmeli çocuk çıkışı kapatmıştı.’’Nereye gittiğini sanıyorsun?’’ dedi.Dışarı çıkabilecek yer yoktu.Her yanı kapatmıştı.Bir futbol oyuncusu gibi devasa ve güçlü görünüyordu.Tianna onun suratına baktı.Göz gözeydiler ve düşünceleri genç kızın direkt beynini etkiliyordu.Gözlerini kapatarak başını iki yana salladı,ama hala düşüncelerinin içindeydi ve ona geri dön diyordu.Tianna’nın mücadelesi karşısında kahkaha attı.’’Üzgünüm!’’ diye fısıldadı bir an düşündükten sonra.’’Üzgün mü?’’ diye tekrarladı.Yılan dövmeli genç ona doğru bir hamle yapmaya çalıştı ama karnının üzerine büyük bir gürültüyle Tianna’nın tam arkasına düştü ve ayak bileğini yakaladı.Kapının oradaki süs vazo düşecekmiş gibi oldu.’’Bunu eğlenceli hale getirebiliriz,Tianna sen bunu her zaman yapıyorsun!’’ dedi yılan dövmeli genç,ayak bileğini sımsıkı kavrarken.’’Seni tanıyormuyum?’’ diye sordu.Çizmeleriyle tekme atmaya çalışıyordu.Çocuğun yüzü şaşırmış gibi bir ifadeye büründü.’’Hatırlamıyorsun öyle mi?’’
‘’Neyi hatırlıyor muyum?’’ diye bağırdı.Korku ve heyecanın doruk noktasındaydı. ‘’Justin!’’ diye bağırdı.’’Bu hatırlamıyor.’’
’Sana söylemiştim,Mason.’’
‘’Sen ondan bir şeyler almadığını söylemiştin,ama ben salı günü onu elde ettiğimi biliyorum ve bunu da yaptın’’
Mason’un bir an dikkati dağılmıştı.Ayak bileğini bıraktı.Tianna’nın tüm istediği de buydu zaten.Birden hızla geriye doğru çekildi,eli kazayla dolaba çarptı.Süs vazo yuvarlandı ve yılan dövmeli çocuğun tam da kafasının üzerine düştü.’’Yuppi!’’ diye sevinçle bağırdı Tianna.Kendisinin yapmadığını biliyordu.Geriye dönüp hızla koştu.Korkuyordu.Ağzı o kadar kurumuştu ki yutkunamıyordu bile.Yine onların isteğiyle adımlarını yavaşlattı.Bunlar nasıl tür bir yaratıktı böyle?Daha hızlı koşmaya çalıştı ama bacakları durması için ona baskı yapıyordu.Teslim olmak ve onların gözlerinin içine bakmak istiyordu.Keskin nefesleri çok yakından duyulmaya başlamıştı.Ona çok yaklaşmışlardı.Ama onların istediğini yapmadı.Merdivenlerden hızla inerek evin dış kapısından çıktı ve dış kapıyı kapattı.Bu onları durdurabilirdi.Tam bu sırada Tianna’nın gözüne bir kaykay çarptı.Hiç düşünmeden üzerine bindi ve kaymaya başladı.İki kez sağ ayağı ile hız aldıktan sonra dizlerini bir o yana bir öbür yana kıvırarak yola koyuldu.Burada bir süre dengesini sağlayıp kaydıktan sonra ana caddeye çıktı.’’Mükemmel!’’ diye kendisiyle gurur duydu Tianna.Evin oradan epey bir uzaklaşmıştı ki yavaşladı.Nerede olduğunu bilmiyordu zaten umurunda da değildi.Sonuçta epey bir yol almıştı ve görünüşe göre onlardan çok uzaktaydı.Böylece onun düşüncelerini de diledikleri gibi yönlendiremeyeceklerdi.Onu niçin istiyorlardı?Özel bir durumu yoktu ki.Dümdüz giderken önüne siyah,eski model bir otomobilin ani bir hareketle arabanın tepesine tırmanarak arka bagajından aşağı doğru kaydı.Otomobil ani bir frenle durdu.Büyük bir çember çizdi ve Tianna şöförle yüz yüze geldi.O an nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu anladı.Çünkü tam da arabanın önünde fren yapmıştı ve zamanında durmasa herhalde büyük bir felaketle karşılaşabilirdi.Mason camdan başını çıkararak ona sırıttı.Tianna,kaykayı kaptığı gibi onun yüzüne doğru attı ve kaçmaya başladı.Bir dizi park halinde otomobilin arasından eğilerek geçti.Artık nefesi tükenmeye başlamıştı.Güneş artık iyice etkisini kaybetmişti.Bir nakliye kamyonunun arkasına çöktü.Korkusunu bastırmaya çalışıyordu.Tamponun arkasından eğilerek baktı.Onları göremiyordu ama onların çok yakında olduğuna dair anlatılması güç bir his içini kaplamıştı.Birden ürperdi ve nedenini anladı.Korkunç bir duyum beyninin içine saplanmıştı.Sanki bir radar gibi onun nerede olduğunu anlamak için beyin dalgaları gönderiyorlardı.Uzağa gitmesi gerektiğini biliyordu.İyice çürümüş çöp kokan dar bir ara yola doğru kendini attı ve gazete kağıtları,kırık bira şişelerini tekmeleyerek geçtikten sonra tahta bir çite tırmandı.Ama çit sanki onu üzerinden atmaya çalışan dev bir yılan gibi sallanıyordu.Tırmanmaya çalışırken çöp yığınının içine düştü.Doğruldu ve paslanmış bir sürü ıvır zıvırın içinden son sürat koşmaya başladı ve birden durup etrafına baktı.Leş gibi çöp kokusu artık dayanılmazdı.Kendi kendini tuzağa düşürmüştü.Bir ses duydu ve döndü.Justin çiti tırmanıyordu.’’Merhaba Tianna!’’ Mason’da onun yanında duruyordu.Dar sokakta gölgesi bir dev gibi görünüyordu.Justin ona sırıtıyordu.Eli çitin üzerindeydi ve tırmanmaya çalışıyordu.Tianna’nın ağzından sessiz bir çığlık çıktı.Çitin yukarısına ayağının uzanmamasını diledi.Beklenmedik bir şekilde ayağı kaydı.Çitin ön tarafına doğru kaydı ve yere düştü.Justin,Tianna’ya şaşkın bir şekilde baktı ve sonrada Mason’a.’’Ben senin onu tuttuğunu sanıyordum’’ dedi.Mason ‘’Öyleydi’’ diye cevap verdi.’’Peki öyleyse geçmişini tekrar hatırladı mı o zaman?’’ diye sordu Justin.Mason onu sert bir şekilde uyardı.’’Kes sesini!’’ Kaşlarını çattı ve tekrar Tianna’ya kızgın bir şekilde.’’Şu yoldan çıkabilir.’’ Mason karar vermişti ve Justin’e işaret etti.Dar sokağın girişine doğru koştular.’’Seni bekliyoruz Tianna!’’ dedi Justin,onunla dalga geçerek.Tianna yakalanacağını biliyordu.Dışarı çıkabilmenin tek yolu orasıydı ve çoktan onların düşüncelerini beyninde hissedebiliyordu.Tianna yorulmuştu.Bitkindi. Hareket edecek hali yoktu ve başını betona vurmuştu.Artık kendini serbest bıraktı.Justin ve Mason onu yakalamışlardı.Tianna kendini onlara bıraktı ve gözlerini kapattı.Vücuduna karşı büyük bir direnç gösteriyordu.Arada Justin ve Mason’un kahkahalarını bile duyuyordu.Artık yorulmuştu.Annesinin ve babasının öldüğünü biliyordu.Tianna’da onların yanına gitmek istiyordu.Ve gözlerini bir daha açmamak üzere kapattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Josselyn Oasis Widmore
Esrar Dairesi Çalışanı
Esrar Dairesi Çalışanı
avatar

Mesaj Sayısı : 19
Galleon : 27
Kayıt tarihi : 02/05/09

Bilgiler
Ro Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Nixié Isolde Syélies   Paz Mayıs 03, 2009 12:11 pm

Rp konusu mantıklı. Hoş bir konu. Daha önce pek karşılaşmadığım konulardan yani. Ama renk uyumu kötü doğrusu. Daha uyumlu renkler kullanabilirdin. Yazı stili gözü rahatsız ediyor. 10-11 kullansan daha iyi olurdu bence. Ayrıca sitedeki adın Nixie ama RP'de Tianna diye geçiyor . Daha önce yaptığın bir RP mi ? Suspect RP'ni kısaltmış olmana rağmen hala uzun. İnsan sıkılıyor. RP'de önemli olan uzunluk değildir. Neyse;


RP Puanın: 81

İstersen RP derslerine katılabilirsin ^^

İyi RP'Ler...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Nixié Isolde Syélies
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: Büyü Dünyasına Duyurular :: Rol Oyunu :: Puanlama Merkezi-
Buraya geçin: