AnasayfaEski ParşömenTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Tom Welling

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Tom Welling

avatar

Mesaj Sayısı : 7
Galleon : 12
Doğum tarihi : 16/07/93
Kayıt tarihi : 03/05/09
Yaş : 25
Taraf : Yoldaşlık
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Tom Welling   Paz Mayıs 03, 2009 10:38 am

Buz gibi soğuk, adını bile bilmediği bir caddedeydi Tom. Ellerini, giydiği trençkotun ceplerine sokmuş, dondurucu soğukta rüzgara karşı yürüyordu. Öyle derin düşüncelere dalmış ve korkmuştu ki, yüzüne çarpan beyaz kar taneciklerinin farkında bile değildi. Aklı bu akşam olacaklardaydı. Son iki gündür kabuslarına giren geceyi bugün yaşayacaktı. Nasıl oldu da Tom bu hale gelmişti? Sevdiği her şeyin ve herkesin ellerinden alınmasına nasıl izin vermişti? Daha bir ay öncesine kadar karısı ve çocuğu ile vakit geçirmeyi seven basit ve mutlu bir adamdı. Bir anda hayatı tersyüz olmuş, ve bu bataklığa saplanmıştı. Sanki bataklıktan çıkmak için yaptığı her hamlede daha da içine gömülüyordu. İnsanın hayatında bir şeyler güzel gitmeyiversin, diye düşündü Tom, bir güne kalmaz bozuluyor...

Tom, yanından fişek gibi geçen bir siyah duman huzmesiyle kendine geldi. Duman, kapkara ve korkutucu bir şekilde Tom'un etrafında daireler çiziyor, ona hamle yapmak için hazırlanıyormuş gibi görünüyordu. Tom, korkuyla ceplerini karıştırıp asasını aradı, ama daha asasını çıkaracak vakit bulamadan kara duman huzmesi Tom'a hücum etti. Dumanın ona çarpmasıyla yere düşen Tom, asasına uzanmaya çalışsa da yetişemiyordu. Yetişebileceğinden çok uzaktı. Zaten üstündeki kara duman, görüşünü tamamıyla engelliyordu. Tom havaya doğru bir yumruk savurdu, ama yumruğu, sadece üstüne çullanmış dumanın içinden geçmekle yetindi. En sonunda, kara duman, en az kendisi kadar simsiyah bir pelerin giymiş bir adama dönüştü. Dahası, Tom bu adamı tanıyordu.

"Pislik!" dedi Tom, hızla adamı üstünden iterek. Adam, Tom'un gücüyle yere yapışmasına rağmen katıla katıla gülüyordu. Yumruğuyla yerleri dövüyor, gözlerinden yaşlar akıyordu.


"Bunu komik mi sanıyorsun?" diye sordu Tom tekrar hiddetle, gülmekten yerde yuvarlanan adama. Adam cevap verecekmiş gibi ağzını açtı, ama gülmekten konuşamıyordu bile. Sadece işaret parmağını kaldırıp Tom'a beklemesini işaret etti. Tom da kollarını kavuşturup sinirle adamın gülmesinin geçmesini bekledi. Adam, son kahkahasını da attıktan sonra, "Özür dilerim, Tommy," dedi yutkunarak. Sonra, Tom'un asasını alıp ona uzattı ve üstündeki tozları silkeledi. Tom, teşekkür etmeksizin asasını adamın elinden aldı ve yürümeye başladı. Hala kalbi güm güm atıyordu. Ne komik bir şakaymış bu böyle, diye düşündü.

"Hadi ama Tommy," dedi adam koşup ona yetişmeye çalışarak. "Ama beni görünce yüzünün aldığı şekli görmeliydin. Kandırılmayacak gibi değildi."

Tom, yanında hevesle yürüyen orta yaşlı adamın yüzüne baktı. Saçları hafif hafif beyazlaşmaya başlıyordu. Gözleri hem soğukça bakıyor, hem de içlerinde bir sıcaklığın izlerini taşıyor gibiydi. Nasıl bu sıcak gülümsemeli adam onlardan biri olabilirdi? Diğerleri çok daha soğuk ve merhametsizdi. Onların aralarında böyle dost canlısı kişilerin olduğunu hiç düşünmemişti. Bu yüzden Nickholas'a kızmayacaktı, en azından bu seferlik.

"Bu akşam toplantıda ne yapacağını düşündün mü?" diye sordu Nickholas, şimdi çok ciddi ve üzgün görünüyordu. Tom başını iki yana sallayıp sessizce yürümeye devam etti.

Evet, aslında düşünmüştü, hem de çok. İki gündür her gün kabuslarına giren bir konuydu bu sonuçta. Kristin'in, ve küçük oğlu J.T.'nin, o iğrenç herifler tarafından kaçırılması, Tom'a gönderilen, onların elleri ve ağızları bağlanmış görüntüleri, ve işleri batırırsa onların hiç acınmadan öldürüleceğinin bilgisi. Evet, bunları çok düşünmüştü. Bu yüzden her hareketini çok dikkatlice planlamıştı. Ondan istenen her şeyi yapmış, her bilgiyi o iğrenç heriflere ulaştırmıştı. Bakanlık binası içinde neredeyse girmediği ofis, karıştırmadığı çekmece kalmamıştı. Dışarıdan bakıldığında sadece sıradan bir Bakanlık Çalışanı olarak görülse de, (Tom bu düşünceden iğreniyordu) aslında bir Ölüm Yiyen'di.

"Sanırım Voldemort benden hiç memnun kalmayacak," dedi Tom, çarpık bir gülümsemeyle. Nickholas ise soluğunu tuttu. Belli ki efendisinin isminden korkuyordu. Tom'un ise hiçbir korkusu kalmamıştı. "Ne oldu?" dedi gülerek. "Korktun mu? Uuuu!! Voldemort! Volldeemmort! Voldi!"

Nickholas buluşma yerine gidene kadar onunla bir daha konuşmadı.

Buluşma yeri olan mezarlığa vardıklarında Nickholas, Tom'un sırtını sıvazlayıp, "İyi şanslar," dedi ve kendi için belirlenen yere geçti. Tom da dikkatle etrafını inceledi. Boş, daire şeklinde bir alandaydılar. Burası bir ormandı, ama sanki bulundukları dairenin ağaçları sökülüp atılmıştı. Yerde, yaklaşık on tane mezar taşı vardı. Tom, isimleri incelemedi bile. Kafasını kaldırıp etrafına baktı, ve yirmiden fazla siyah cüppeli ve kukuletalı adamın yere çömelmiş beklediğini gördü. Sinirle burnunu çekti. Diğer Ölüm Yiyen'lerin çömeldikleri yerden onu izlediklerini biliyordu. Elini cebine soktu ve asasını kavradı, ve diğer Ölüm Yiyen'lerin beklediği kişiyi beklemeye başladı. Bir mezarlıkta ölecekti, ne ironik.

Tom, yukardaki ağaçların üstünde yolda gördüğüne benzer, ama daha koyu bir duman şeridi gördü. Onların bulunduğu yere doğru süzülüyordu. Tom, cebinde asasını tutarak pervasızca gülümsedi. Kara duman mezarlığa doğru yaklaştığında zihnindeki tüm düşünceleri silmeye çalıştı. Bu akşam Zihinbend'in sınırlarını zorlamalıydı. Gözlerini kapatıp yüzünü buruşturdu. Düşünceleri kafasından sildiğine emin olduktan sonra gözlerini açtı. Ve tam karşısında ona bakan bembeyaz bir yüz gördü. Tebeşir beyazı bir ten, burun yerine yılanınkı gibi delikler, kıpkırmızı, yılanınki gibi dikey bebekleri olan gözler... Voldemort, karşısındaydı.

_________________
!!-MuRaToM-!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
April Jacquéline Fioré
Karanlık Lady - Yönetici
Karanlık Lady - Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 155
Galleon : 234
Doğum tarihi : 30/08/93
Kayıt tarihi : 28/04/09
Yaş : 24
Taraf : Dark Side
Sihirsel Soy : Safkan

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Tom Welling   Paz Mayıs 03, 2009 11:04 am

Öncelikle kurguyu çok sevdim. Gerçekten hoş bir kurgu olmuş. İnsanı sıkmayan ve hemen akan betimlemeler çok güzel. Ro'da betimlemeler ve konuşmalar uyum içinde. Ro'nun düzeni oldukça iyi ve yerinde. Gereken uzunlukta olmasıda artı bir güzellik. Kurgu o kadar güzel gidiyor ki her Ro'da sıkılan ben bile hiç sıkılmadan severek okudum. Sadece konuşmaları iki ayrı renk yapabilirdin. Ama oda çok göre batmıyor.

Puan: 100

_________________



...:Karanlık Lady:....


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Tom Welling
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: Büyü Dünyasına Duyurular :: Rol Oyunu :: Puanlama Merkezi-
Buraya geçin: