AnasayfaEski ParşömenTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 D i a m o n d i é ''

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Diamondié Odysséia
Hufflepuff 5.Sınıf
 Hufflepuff 5.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Galleon : 21
Kayıt tarihi : 02/05/09
Taraf : İlgilenmiyor pek*
Sihirsel Soy : Safkan*

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: D i a m o n d i é ''   C.tesi Mayıs 02, 2009 4:58 pm

Kaldırım taşlarının gıcırtısı eşliğinde yoluna devam ediyordu. Yağan yağmur, en ufak bir temasta yerinden fırlamaya hazır beton parçacıklarının oldukça hoşuna gitmiş olmalıydı. Durmaları gereken çukurun içi bulutların gözyaşları dediği ıslaklıkla doluydu şimdi. Boylu boyunca uzanan sahil yolu bomboştu. Sarışın, harika vücutlu kızların sahte gülümseyişlerine rastlamamaktan memnundu aslında. Dünya üzerinde yaşayan sarışınlara hep kin duymuştu zaten.
Gümüş rengi dalgalar köpükten tırnaklarıyla sahili döverken, ufukta yaklaşan fırtınayı bekleyen gri gökyüzü aldatıcı bir sakinlikteydi. Her daim tek başına yaşayan şehir, yılın serin geçmesi beklenen bir dönemini yaşarken, oldukça tehlikeli bir şey yaklaşıyordu. Bu yaklaşan şey her neyse kesinlikle hava durumuyla ilgili değildi.
Civardaki boş oteller devasa mezar taşlarını andırıyordu. Şehir git gide büyük bir mezarlığa benzerken gökyüzünün geri kalanı Atlantik'i ışıltılı bir iyimserlikle karşılıyordu. Bu sabah okyanus bu iyimserliğe kanmamış gibiydi. Elinde tırpanıyla yaklaşan kara cüppeli yabancıyı andırıyordu. Yaklaşan fırtına giderek daha tehlikeli bir hal alırken plajın hoş geldiniz mesajı veren neonları griden kömür rengine dönüşüyordu.
Çoğu zaman anlamsız bakan gri gözlerini şehrin her santimetrekaresinde gezdirirken bir geçit törenindeymişçesine ağır adımlarla ilerliyordu. Üstündekileri ve çilek gibi kokan siyah saçlarını ıslatan yağmuru umursamıyor gibiydi. Üşümüyordu da. Hatta hissetmiyordu. Dizlerine kadar uzanan siyah yağmurluğun arasından tenine değmeyi başaran yağmur damlalarının gıdıklandırdığını hissetti. Ayakkabıları bulunduğu durum için uygun değildi. Çorapları şimdiden sırılsıklam olmuştu. Yağmur sularının etkisiyle ağırlaşan siyah saçları yüzüne yapışıyordu. Hiçbir şey umurunda değildi bu gece. Hiçbir şey…
Alçak topuklu ayakkabılarının altında bir şeyin hışırdadığını duydu. İsteksizce ne olduğuna bakmak için eğildi. Bir gazete… Tarih olarak bugün yazılmıştı. Islak, hafifçe erimiş bu kağıt parçasından adeta tiksindi. Uzaklaşma çabasıyla bir adım atmışken açık duran sayfadaki başlık ve yazı dikkatini çekti. “Ölüm… Bir nota kadar yakın.” Altında ise şunlar yazılıydı.

“Üç haftadır işlenen iki cinayetin sorumlusu hala bulunamamış olsa da yetkililer umutlarını yitirmiyor. Söz konusu katilin cinayetleri belli bir amaca hitap etmiyor. En azından şimdilik böyle. Katil yalnızca sarışın hayat kadınlarını kurban olarak seçmiş. Sokakları temizlemeye çalışan bir psikopat daha! Cinayet aleti olarak belirlenen şey ise bir keman teli. Katin kurbanlarının ensesine X ve S harfleri kazıdığı görülüyor…”

Satırlar böyle devam ediyordu. Demek üç haftadır iki cinayet işlenmişti. *Kendimi oldukça soyutlamış olmalıyım* diye düşündü. Bu küçük şehri böylesine sarsan bir haberi ilk defa duyuyor olması inanılır gibi değildi.
Gazeteyi geride bırakarak yürümeye devam etti. Ellerini yağmurluğunun cebine sokmuştu şimdi. Bir şey parmak uçlarına dokundu. İnce, keskin, soğuk bir şey. Bir keman teli gibi! Durdu. Kalbinin rutin atışlarını terk edip hızlanması pek sık görülen bir olay değildi. Nitekim hala oldukça sakindi. Cebindeki nesneyi özenle çıkardı. Sokak lambalarının aydınlattığı yolda bir mücevher gibi parlıyordu. Bir teldi bu. Keman teli… Dudakları hafifçe büküldü. Gülümsüyordu. Bir an için bütün o cinayetleri kendisinin işlediği gibi bir fikre kapıldı. Gülümseyiş yerini kahkahalara bıraktı. Çok uzun sürmeden sustu.
Kahkahası bir süre caddede yankılandı. Ama yankı sona ermedi bir türlü. Sesin verdiği rahatsızlıkla yüzünü buruştururken bunun kendi kahkahasının yankısı değil, ona eşlik eden bir başka kahkaha olduğunun farkına vardı. Dönmek üzere olduğu sokağın girişinde bir kadın ve bir adam duruyordu. Adamın yüzünü göremiyordu. Uzun siyah bir pardesü giymişti. Boynunu saran bir atkısı vardı. Adam kadını öptü. Kadın gülümseyerek arkasını döndü. Yüksek topuklu çizmeler, ince çoraplar, kısa bir etek, incecik koyu mavi bir bluz, siyah bir kürk ve kürkün üstünde parlayan altın sarısı saçlar…
XS’in kemikleri donmuştu. Kanı sanki suya döndü. Çakan şimşek ve gök gürültüsünde karşı en ufak bir tepki göstermedi. Tekdüze topuk sesleri kulaklarında çınlıyordu. Kararsız bir adım attı. Yapmalı mıydı? Bir adım daha… Kendini durdurma çabaları boşaydı. Bir adım, bir adım daha…
Ara sokak sarışın kadının çığlığıyla yankılandı. Boğazına değen metal soğukluk boynunda derin bir kesik oluşturuyordu. Ses telleri parçalanmış olacaktı ki sustu. Sessizlik içinde can çekişmeye devam ediyordu şimdi. XS teli biraz daha sıktı ve bahar gibi kokan sarı saçların vücuduna yapışmasını sağladı. Kokunun içinde kaybetti kendisini. Kurbanı kollarının arasında kıpırdamıyor, karşı koymaya çalışmıyordu artık. Onu itti. Saçlarının ıslak zemine değmemesine özen göstererek yere yatırdı. Çantasından çıkardığı bir makasla kadına eğildi.
“Préxilla!”
Walter’ın kısa, kahverengi saçları yüzüne yapışmıştı. Kirpiklerini kamçılayan rüzgardan korunmaya çalışarak kardeşine yaklaştı. Mavi gözleri endişeyle dolmuştu. Yüz hatları dehşet içindeydi. Neden böyle olduğunu anlayamıyordu Préxilla. Walt, yere baktı. Kardeşi onun hareketini taklit etti. Ufak bir çığlık attı.
“Tanrı aşkına Walt! İyi ki buradasın. Nasıl bir yaratık yapabilir bunu?”
Walter gözlerini kardeşine çevirdi. İçlerinde acıma vardı bu kez. Péxilla onun düşüncelerini duyar gibi oldu. *Zavallı kız. Bunu kendisinin yaptığına inanmıyor.*Afallayan Préxilla yağan yağmurun altında yüzünde karmakarışık bir ifadeyle duruyordu. Hayır, bunu yapmış olamazdı! Yoksa olabilir miydi? Walter gözlerini kardeşinin üzerinde gezdiriyordu. Gördüğü şeyler ürkütücüydü, iğrençti. Préxilla, elinde yerde yatan kadının saçından alınmış bir tutam saç tutuyordu. Sapsarı, dipdiri saçlar. Yağmurluğu kan içindeydi. Elindeki keman teli parlıyordu. Walt elini sırt çantasına daldırdı. İçinden küçük, silindir şeklinde bir kutu ve bir şişe su çıkardı. Ellerinin titrediğini görmek güç değildi. Kutuyu açtı. Aldığı iki hapı Préxilla’nın avucuna bıraktı.
“İç.”
Bunu söylerken kutunun içinden düşen kağıdı görmemişti. İlacın ne işe yaradığını ve yan etkilerini açıklayan kağıtlardandı bu. Birkaç karmaşık kelimenin yanında, parantez içine ‘Şizofrenler için’ yazılmıştı. On yıldır yaşadığı gerçeği ilk defa görüyormuşçasına gözbebekleri büyürken hava iliklerini donduruyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sonja van Phibes
Ravenclaw 5.Sınıf
Ravenclaw 5.Sınıf
avatar

Mesaj Sayısı : 11
Galleon : 17
Doğum tarihi : 26/12/92
Kayıt tarihi : 02/05/09
Yaş : 25
Taraf : Kararsız.
Sihirsel Soy : Safkan.

Bilgiler
Ro Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: D i a m o n d i é ''   C.tesi Mayıs 02, 2009 8:04 pm

Okurken hiç sıkmıyor, betimlemelerde yeterli olmuş, gözümün önüne geldi olanlar ^^. Bazı kısımları tekrar okumama rağmen hata bulamadım.
100

_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
D i a m o n d i é ''
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Phoenix ! ~ Harry Potter Rpg :: Büyü Dünyasına Duyurular :: Rol Oyunu :: Puanlama Merkezi-
Buraya geçin: